Yakalama Kararı Nedir, Şartları Nelerdir?

Av. İsmail Çavuş
18 Ocak 2026
Yakalama Kararı Nedir, Şartları Nelerdir?

Yakalama kararı, ceza muhakemesinde suç şüphesi bulunan kişinin geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasına imkân tanıyan, istisnai ve denetime açık bir koruma tedbiridir. Uygulamada yakalama; gözaltı, tutuklama ve zorla getirme gibi kavramlarla birlikte değerlendirilmekte, özellikle “yakalama kararı hangi hâllerde verilir?” ve “yakalama kararına itiraz nasıl yapılır?” soruları sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu yazıda yakalama kararının hukuki tanımı, CMK kapsamındaki şartları, kim tarafından verildiği, nasıl uygulandığı ve yakalamanın sona erme yolları, ceza muhakemesi pratiği çerçevesinde açık ve anlaşılır şekilde ele alınmaktadır.

Yakalama Kararı Nedir ve Hukuki Tanımı

Yakalama kararı, ceza muhakemesinde suç şüphesi bulunan kişinin geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasına imkân tanıyan ve yargı makamları tarafından verilen hukuki bir karardır. Yakalama kararı, bir ceza veya yaptırım değil; soruşturma ya da kovuşturmanın sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla başvurulan koruma tedbirlerinden biridir. Bu yönüyle yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi özgürlüğü sınırlayan diğer tedbirlerle bağlantılı, ancak onlardan farklı bir hukuki nitelik taşır.

Hukuki açıdan yakalama kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine dayanır. Kanuna göre yakalama, suçüstü hâli veya gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda, kişi hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığı hâlinde uygulanabilir. Yakalama kararı, her olayda otomatik olarak verilen bir karar değildir; somut olgulara dayalı, ölçülü ve zorunlu olması gerekir. Keyfî veya soyut gerekçelerle verilen yakalama kararları, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali sonucunu doğurur.

Yakalama kararının temel amacı, şüphelinin kaçmasını önlemek, kimliğini tespit etmek veya hakkında yapılacak işlemler için yargı mercileri önüne çıkarılmasını sağlamaktır. Bu kapsamda yakalama, çoğu zaman gözaltı sürecinin başlangıcını oluşturur; ancak her yakalama mutlaka gözaltı ile sonuçlanmaz. Yakalanan kişi, şartların oluşmaması hâlinde derhâl serbest bırakılabilir.

Yakalama kararı, özgürlüğe müdahale içermesi nedeniyle süreyle sınırlı ve denetime açık bir tedbirdir. Yakalama sonrasında kişinin hukuki durumu derhâl değerlendirilir ve kanunda öngörülen süreler içinde savcılık veya hâkim önüne çıkarılması zorunludur. Bu süreçte kişinin masumiyet karinesi korunur ve yakalama işlemi, cezalandırma aracı olarak kullanılamaz.

Yakalama Kararı Hangi Hâllerde Verilir? Şartları Nelerdir?

Yakalama kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nda açıkça düzenlenen şartların varlığı hâlinde verilebilir. Bu karar, kişi özgürlüğüne doğrudan müdahale niteliği taşıdığı için istisnai, zorunlu ve ölçülü olmalıdır. CMK, yakalamanın hangi hâllerde mümkün olduğunu net sınırlarla belirlemiş; keyfî uygulamaların önüne geçmeyi amaçlamıştır.

CMK’ya göre yakalama, öncelikle suçüstü hâli kapsamında gündeme gelir. Kanun, suçüstünü geniş yorumlamış ve yalnızca fiilin işlendiği anla sınırlı tutmamıştır. CMK m.2’de suçüstü; fiilin işlenirken görülmesi, hemen sonrasında takip edilerek yakalanması veya suçun yeni işlendiğini gösteren delillerle yakalanması şeklinde tanımlanmıştır. Bu hâllerde, yakalama için ayrıca bir yargı kararı aranmaz.

Bunun yanında CMK m.90 hükmü, yakalamanın genel şartlarını düzenler. Kanuna göre, “Kişi, suçüstü hâlinde herkes tarafından yakalanabilir.” Aynı maddede, suçüstü dışında da yakalamanın mümkün olabileceği belirtilmiş ve bu durum gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile sınırlandırılmıştır. CMK m.90/2’de, “Suçüstü hâli dışında yakalama, ancak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Yakalama kararının verilebilmesi için bir diğer önemli şart, kuvvetli suç şüphesinin bulunmasıdır. CMK, soyut ihbarlar veya varsayımlarla yakalama yapılmasına izin vermez. Suç şüphesinin, somut olaylara ve elde edilen bulgulara dayanması gerekir. Aksi hâlde yakalama işlemi hukuka aykırı hâle gelir.

CMK ayrıca, yakalamanın amacını da sınırlandırmıştır. Yakalama; şüphelinin kaçmasını önlemek, kimliğini tespit etmek veya hakkında yapılacak adli işlemler için yargı mercileri önüne çıkarılmasını sağlamak amacıyla uygulanabilir. Bu amaçlar dışında, cezalandırma veya baskı aracı olarak yakalama yapılması kanunen mümkün değildir.

Yakalama kararının uygulanmasında ölçülülük ilkesi de belirleyicidir. CMK sistematiği gereği, yakalama ile ulaşılmak istenen amaç daha hafif bir yöntemle sağlanabiliyorsa, yakalama yoluna gidilmemelidir. Bu ilke, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının korunmasının doğal bir sonucudur.

Yakalama Kararını Kim Verir ve Nasıl Uygulanır?

Yakalama kararını verme yetkisi ve kararın nasıl uygulanacağı, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile açık biçimde düzenlenmiştir. Yakalama, kişi özgürlüğüne doğrudan müdahale niteliği taşıdığı için yetkili makam, hukuki dayanak ve usul bakımından sıkı kurallara tabidir.

Yakalama kararını kural olarak hâkim verir. CMK m.98 uyarınca, hakkında yakalama emri düzenlenen kişi, ifadesi alınmak veya sorguya çekilmek üzere yakalanabilir. Kanun, bu yetkinin yargı makamına ait olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bununla birlikte, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de yakalama yapılabilir. CMK m.90/2 hükmünde, suçüstü hâli dışında yakalamanın ancak hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının emriyle yapılabileceği belirtilmiştir. Suçüstü hâlinde ise CMK m.90/1 gereği, herkes tarafından yakalama mümkündür.

Yakalama kararının uygulanması ise belirli usul adımlarını izler ve bu adımların her biri hukuka uygun olmak zorundadır. Uygulama süreci genel olarak şu şekilde ilerler:

  • Yakalama işlemi, yetkili kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir.
  • Yakalanan kişiye, yakalama nedeni ve isnat edilen suç derhâl bildirilir.
  • Kişiye hakları hatırlatılır; susma hakkı ve müdafi yardımından yararlanma imkânı sağlanır.
  • Yakalanan kişinin durumu, talebi hâlinde yakınına bildirilir (CMK m.95).
  • Yakalama sonrası kişi, derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilir ve hukuki durumu değerlendirilir.
  • Şartların varlığı hâlinde savcı, gözaltı talimatı verebilir; aksi hâlde kişi serbest bırakılır.
  • Yakalama işlemi, kanunda öngörülen süreler içinde hâkim denetimine sunulur.

CMK, yakalamanın cezalandırma amacıyla kullanılmasını açıkça yasaklar. Yakalama, yalnızca kişinin kaçmasını önlemek, kimliğini tespit etmek veya adli işlemler için yargı mercileri önüne çıkarılmasını sağlamak amacıyla uygulanabilir. Bu amaçların dışına çıkan her uygulama, hukuka aykırı kabul edilir.

Yakalama ile Gözaltı ve Tutuklama Arasındaki Farklar

Yakalama, gözaltı ve tutuklama; ceza muhakemesinde kişinin özgürlüğünü sınırlayan ancak hukuki niteliği, süresi ve amacı bakımından birbirinden farklı koruma tedbirleridir. Uygulamada bu kavramlar sıkça karıştırılsa da, aralarındaki farklar kanunla net biçimde çizilmiştir.

  • Yakalama ile Gözaltı Arasındaki Farklar
  • Yakalama, kişinin kısa süreli ve derhâl özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır; çoğu zaman suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda uygulanır. Yakalama tek başına bir “tutma” hâlidir ve her yakalama gözaltı ile sonuçlanmaz. Gözaltı ise yakalamadan sonra, Cumhuriyet savcısının talimatıyla kişinin belirli bir süre boyunca tutulmasıdır. Gözaltında süreler CMK ile sıkı biçimde sınırlandırılmıştır ve amaç, ifadenin alınması ile soruşturma işlemlerinin tamamlanmasıdır.
  • Yakalama ile Tutuklama Arasındaki Farklar
  • Yakalama, geçici ve anlık bir koruma tedbiri olup çoğu zaman kolluk tarafından uygulanır; tutuklama ise yalnızca hâkim kararıyla verilen ve kişinin ceza infaz kurumunda tutulmasını gerektiren daha ağır bir tedbirdir. Yakalama, soruşturma veya kovuşturmanın güvenliği için ilk müdahaleyi ifade ederken; tutuklama, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığı hâlinde, daha uzun süreli bir özgürlük kısıtlamasını içerir. Yakalama bir ceza olmadığı gibi tutuklama da ceza değildir; ancak tutuklama, özgürlüğe müdahale bakımından en ağır koruma tedbiridir.

Sonuç olarak yakalama, gözaltı ve tutuklama arasında ağırlık sıralaması bulunmaktadır. Yakalama en kısa ve geçici müdahaleyi, gözaltı süreli bir tutmayı, tutuklama ise hâkim kararıyla uygulanan en ağır özgürlük kısıtlamasını ifade eder. Bu farkların doğru anlaşılması, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının korunması açısından büyük önem taşır.

Yakalama Kararına İtiraz ve Yakalamanın Sona Ermesi

Yakalama kararına itiraz ve yakalamanın sona ermesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının korunması bakımından ceza muhakemesinin en önemli denetim yollarından biridir. Yakalama, geçici ve istisnai bir koruma tedbiri olduğu için süresiz olarak devam edemez ve hem yargısal denetime hem de kanunda öngörülen usule tabidir. Bu yönüyle yakalama, amaç gerçekleştiğinde veya hukuki şartlar ortadan kalktığında derhâl sona erdirilmelidir.

Yakalama işlemine karşı itiraz, yakalanan kişi veya müdafii tarafından yapılabilir. İtiraz, yakalama işleminin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir ve sulh ceza hâkimi tarafından incelenir. Bu incelemede, suç şüphesinin varlığı, yakalamanın zorunlu olup olmadığı ve ölçülülük ilkesi birlikte değerlendirilir. Hukuka aykırı bir yakalama söz konusuysa, hâkim tarafından kişinin derhâl serbest bırakılmasına karar verilir.

Yakalamanın sona ermesi, yalnızca itirazın kabul edilmesiyle değil; yakalama nedenlerinin ortadan kalkması hâlinde de gerçekleşir. Kişinin kimliğinin tespit edilmesi, ifadesinin alınması, suç şüphesini destekleyen somut nedenlerin bulunmaması veya savcılıkça gözaltı ya da tutuklama talebinde bulunulmaması durumlarında yakalama işlemi sona erdirilir. Ayrıca yakalanan kişi, kanunda öngörülen süreler içinde savcı veya hâkim önüne çıkarılmazsa, yakalama kendiliğinden hukuka aykırı hâle gelir.

Yakalama işleminin hukuka aykırı olması hâlinde, yalnızca serbest bırakma değil; ilerleyen aşamalarda tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilir. Bu nedenle yakalama kararlarının ve uygulamasının, kanuni sınırlar içinde kalıp kalmadığının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Uygulamada yakalama sürecinde yapılan usul hataları, çoğu zaman telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle yakalama kararına itiraz, serbest bırakma talepleri ve sürecin hukuka uygun yürütülmesi açısından, ceza muhakemesi pratiğine hâkim bir Ankara ceza avukatı desteğiyle hareket edilmesi büyük önem taşır.