Ceza Kovuşturma Süreci Nasıl İlerler?

Av. İsmail Çavuş
15 Ocak 2026
Ceza kovuşturma süreci nasıl ilerler

Ceza davasında kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayan ve mahkemenin hüküm vermesiyle sona eren yargılama aşamasıdır. Bu süreçte ceza davasının esası ele alınır, deliller mahkeme huzurunda tartışılır ve sanığın cezai sorumluluğu hakkında karar verilir. Kovuşturma aşaması; duruşmaların yapılması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi ve savcının mütalaası gibi adımlarla şekillenir. Ceza yargılamasının bu evresi, adil yargılanma hakkının somutlaştığı ve ceza davasının sonucunu doğrudan belirleyen en kritik aşamayı oluşturur.

Ceza Kovuşturma Süreci Nedir ve Hukuki Dayanağı

Ceza kovuşturma süreci, ceza muhakemesinde soruşturma aşamasının tamamlanmasının ardından başlayan ve suç isnadının mahkeme önünde yargılamaya konu edildiği evreyi ifade eder. Bu süreçte artık suç şüphesi değil, iddia edilen fiilin sabit olup olmadığı ve sanığın cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Ceza kovuşturması, ceza davasının esasını oluşturan yargılama faaliyetlerini kapsar ve mahkemenin vereceği hükümle birlikte sonuçlanır.

Ceza kovuşturma süreci, hukuki dayanağını başta Ceza Muhakemesi Kanunu olmak üzere, Türk Ceza Kanunu ve Anayasa’dan alır. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre kovuşturma, iddianamenin yetkili mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlar. Bu andan itibaren şüpheli, sanık sıfatını kazanır ve yargılama faaliyetleri mahkeme denetimi altında yürütülür. Kovuşturma aşaması, savcılık makamının iddiası ile sanığın savunmasının karşı karşıya geldiği ve maddi gerçeğin duruşmalar yoluyla ortaya çıkarılmaya çalışıldığı safhadır.

Hukuki açıdan ceza kovuşturması; iddia, savunma, delillerin tartışılması ve hüküm kavramları etrafında şekillenir. Mahkeme, soruşturma aşamasında toplanan delillerle yetinmez; gerektiğinde yeni delillerin toplanmasına, tanıkların dinlenmesine ve bilirkişi incelemesine karar verebilir. Bu yönüyle ceza kovuşturma süreci, yalnızca savcılığın iddiasının incelendiği değil, aynı zamanda sanığın lehine ve aleyhine tüm hususların açık şekilde değerlendirildiği bir yargılama aşamasıdır.

Ceza kovuşturmasının en temel özelliklerinden biri, aleni ve çelişmeli yargılama ilkesinin uygulanmasıdır. Taraflar, iddia ve savunmalarını mahkeme huzurunda ileri sürer; deliller açık duruşmada tartışılır. Bu süreçte adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, silahların eşitliği ve masumiyet karinesi gibi temel ilkeler belirleyici rol oynar. Kovuşturma aşaması, ceza adalet sisteminin şeffaflığını ve denetlenebilirliğini sağlayan en önemli evredir.

Ceza kovuşturma sürecinin hukuki dayanağı yalnızca ulusal mevzuatla sınırlı değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da kovuşturma sürecinin nasıl yürütülmesi gerektiğine ilişkin önemli ölçütler ortaya koyar. Özellikle makul sürede yargılanma ve gerekçeli karar hakkı, kovuşturma aşamasında sıkça vurgulanan güvenceler arasında yer alır.

Ceza Kovuşturması Nasıl Başlar?

Ceza kovuşturması, iddianamenin yetkili ceza mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle birlikte başlar. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianame, mahkemece şekli ve hukuki yönden incelenir. İddianamenin kabulü, artık ceza davasının açıldığı ve yargılamanın kovuşturma aşamasına geçtiği anlamına gelir. Bu aşamadan sonra şüpheli, sanık sıfatını kazanır ve yargılama faaliyetleri mahkeme önünde yürütülür.

İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte mahkeme, kovuşturmanın nasıl yürütüleceğine ilişkin ilk usuli kararlarını verir. Sanığın duruşmaya mevcutlu gönderilmesi ya da çağrı kâğıdı ile davet edilmesi bu aşamada değerlendirilir. Sanık hakkında daha önce uygulanmış bir koruma tedbiri varsa, bu tedbirin devam edip etmeyeceği de mahkemenin takdirine bırakılır. Özellikle özgürlüğü kısıtlayan tedbirler bakımından mahkeme, dosya kapsamındaki delilleri yeniden değerlendirir.

Ceza kovuşturmasının başlangıcında önemli bir rol oynayan bir diğer husus, sulh ceza hâkimliği sorgusudur. Soruşturma aşamasında yakalanan veya gözaltına alınan şüpheli, tutuklama veya adli kontrol talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiş olabilir. Kovuşturma aşamasına geçildiğinde ise sanık hakkında verilmiş olan tutuklama veya adli kontrol kararları, ilgili ceza mahkemesi tarafından ele alınır. Mahkeme, bu tedbirlerin devamına, kaldırılmasına ya da değiştirilmesine karar verebilir.

Mevcutlu gönderme kararı, sanığın tutuklu olması veya duruşmada hazır bulundurulmasının zorunlu görülmesi hâllerinde gündeme gelir. Bu durumda sanık, ceza infaz kurumu veya kolluk marifetiyle duruşmaya getirilir. Tutuksuz yargılanan sanıklar açısından ise adli kontrol tedbirleri, kovuşturma süreci boyunca özgürlüğün sınırlandırılmasına yol açabilir. Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya belirli yerlere gitmeme gibi adli kontrol şartları, ceza kovuşturmasının başında veya ilerleyen aşamalarında uygulanabilir.

Ceza kovuşturmasının başlaması, yalnızca usuli bir aşama değildir; aynı zamanda tarafların hak ve yükümlülüklerinin daha belirgin hâle geldiği bir dönemi ifade eder. Sanık, savunmasını mahkeme huzurunda yapma imkânına kavuşurken; mağdur veya katılan, iddialarını duruşma sırasında ileri sürebilir. Savcılık makamı ise iddianamede ileri sürdüğü suçlamaları ispat etmeye çalışır.

Ceza Kovuşturma Aşamaları Nelerdir?

Ceza kovuşturma aşamaları, iddianamenin kabul edilmesiyle başlayan ve mahkemenin hüküm vermesine kadar devam eden yargılama sürecini kapsar. Ceza kovuşturma süreci genel olarak şu aşamalardan oluşur:

  • İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi
  • İlk duruşmanın yapılması ve sanığın savunmasının alınması
  • Delillerin toplanması ve duruşmada tartışılması
  • Cumhuriyet savcısının mütalaa sunması ve savunmaların tamamlanması
  • Mahkemenin hüküm vermesi ve kararın açıklanması

Ceza kovuşturması, usule uygun yürütülmediği takdirde verilen kararın hukuki denetimden dönmesine neden olabilecek kadar hassas bir yapıya sahiptir.

Kovuşturma süreci, ilk duruşmanın yapılmasıyla fiilen başlar. Duruşmada sanığın kimlik tespiti yapılır, iddianame sanığa okunur ve sanığın savunması alınır. Bu aşamada sanık, isnat edilen suça ilişkin beyanlarını serbestçe sunabilir ve delil taleplerinde bulunabilir. Mahkeme, tarafların beyanlarını aldıktan sonra yargılamanın kapsamını belirler ve hangi delillerin tartışılacağına karar verir.

Yargılamanın devamında delillerin toplanması ve değerlendirilmesi aşamasına geçilir. Tanıklar dinlenir, belgeler incelenir ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görülen her türlü işlem yapılır. Teknik veya uzmanlık gerektiren konularda mahkeme, bilirkişi raporu alınmasına karar verebilir. Bilirkişi incelemesi; adli tıp, muhasebe, dijital veriler veya teknik hesaplamalar gibi alanlarda sıklıkla başvurulan bir delil türüdür ve yargılamanın seyrini doğrudan etkileyebilir.

Ceza kovuşturma sürecinin önemli aşamalarından biri de Cumhuriyet savcısının mütalaasıdır. Savcı, yargılama sonunda toplanan deliller ışığında sanığın cezalandırılması ya da beraatine ilişkin görüşünü mahkemeye sunar. Savcının mütalaası, bağlayıcı nitelikte olmamakla birlikte, mahkemenin hüküm aşamasında dikkate aldığı temel unsurlardan biridir. Mütalaaya karşı sanık ve müdafii savunma yapma hakkına sahiptir ve bu savunma, kararın şekillenmesinde önemli rol oynar.

Mütalaanın ardından mahkeme, dosyada eksik kalan husus olup olmadığını değerlendirir. Gerekli görülmesi hâlinde ek delil toplanmasına, yeni bilirkişi raporu alınmasına veya tanıkların yeniden dinlenmesine karar verilebilir. Bu durum, ceza kovuşturmasının dinamik yapısını ve mahkemenin maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğünü açıkça ortaya koyar.

Ceza kovuşturma aşamalarının son safhasında taraflara son sözleri sorulur ve mahkeme hüküm aşamasına geçer. Verilecek hüküm; beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya davanın düşmesi şeklinde olabilir. Hüküm, duruşmada açıklanabileceği gibi gerekçeli karar daha sonra yazılmak üzere tefhim edilebilir.

Ceza Kovuşturmasında Görevli Mahkemeler Nelerdir?

Ceza kovuşturmasında görevli mahkemeler, suçun niteliğine ve kanunda öngörülen ceza miktarına göre belirlenir. Ceza muhakemesinde görev kuralları, yargılamanın hangi mahkeme tarafından yapılacağını tayin ederek hukuki güvenliği ve doğru yargılama usulünü sağlamayı amaçlar. Kovuşturma aşamasında görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, yargılamanın geçerliliği açısından son derece önemlidir; görevli olmayan mahkemede yapılan yargılama, usule aykırılık nedeniyle hukuki sorunlara yol açabilir.

Ceza kovuşturmasında temel olarak asliye ceza mahkemeleri ve ağır ceza mahkemeleri görev yapar. Bu iki mahkeme türü arasındaki ayrım, suçun ağırlığına ve kanunda öngörülen yaptırımlara göre şekillenir.

Asliye Ceza Mahkemesinde Kovuşturma Süreci

Asliye ceza mahkemeleri, ceza kovuşturmasında daha hafif nitelikteki suçlara bakmakla görevlidir. Kanunda aksi düzenlenmedikçe, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen suçlar asliye ceza mahkemesinde görülür. Hakaret, tehdit, basit yaralama, mala zarar verme ve bazı trafik suçları bu kapsama giren örnekler arasında yer alır.

Asliye ceza mahkemesinde yürütülen kovuşturma süreci, genellikle daha kısa ve sade bir yargılama yapısına sahiptir. Duruşmalar tek hâkimli olarak yapılır ve yargılama sürecinde deliller değerlendirilerek sanığın cezai sorumluluğu belirlenir. Bu mahkemelerde verilen kararlar; kısa süreli hapis cezası, adli para cezası veya bazı hâllerde hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi sonuçlar doğurabilir. Ancak yargılama usulü ve savunma güvenceleri bakımından asliye ceza kovuşturması ile ağır ceza kovuşturması arasında temel ilkeler açısından bir fark bulunmaz.

Ağır Ceza Mahkemesinde Kovuşturma Süreci

Ağır ceza mahkemesi, ceza kovuşturmasında cezanın üst sınırı yüksek olan suçlar bakımından görevli yargı merciidir. Genel kural olarak, kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı on yıldan fazla olan suçlar ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer. Bunun yanı sıra, cezanın üst sınırına bakılmaksızın kanunda açıkça ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu belirtilen bazı suçlar da bu kapsamda değerlendirilir. Bu görev ölçütü, ceza yargılamasında suçun ağırlığına uygun bir yargılama usulünün uygulanmasını amaçlar.

Ağır ceza mahkemesinde görülen kovuşturma süreci, kasten öldürme, nitelikli yağma, cinsel saldırı, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti, örgütlü suçlar ve devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar gibi ağır yaptırımlar öngören fiilleri kapsar. Bu suçlarda verilebilecek cezalar çoğu zaman uzun süreli hapis cezası, müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis şeklinde ortaya çıkar. Cezanın üst sınırının yüksek olması, kovuşturmanın kapsamını ve yargılamanın derinliğini doğrudan etkiler.

Ağır ceza mahkemesinde kovuşturma, bir başkan ve iki üyeden oluşan heyet halinde yürütülür. Bu yapı, cezanın üst sınırı itibarıyla sanığın özgürlüğünü ciddi şekilde etkileyebilecek kararların daha geniş bir yargısal değerlendirmeyle verilmesini sağlar. Yargılama sürecinde deliller ayrıntılı biçimde ele alınır, tanıklar kapsamlı şekilde dinlenir ve çoğu zaman bilirkişi raporlarına başvurulur. Savcının mütalaası ve sanık savunması, bu ağır yaptırım ihtimali nedeniyle daha ayrıntılı ve teknik bir içerik kazanır.

Cezanın üst sınırının yüksek olduğu ağır ceza kovuşturmalarında, tutuklama ve adli kontrol gibi koruma tedbirleri de daha sık gündeme gelir. Mahkeme, sanığın kaçma veya delilleri karartma ihtimalini, isnat edilen suçun ağırlığı ve muhtemel cezanın üst sınırıyla birlikte değerlendirir. Bu durum, ağır ceza kovuşturmasının sanık açısından hem hukuki hem de fiilî sonuçlarının daha ağır olmasına neden olur.

Kovuşturma Sürecinde Sanık, Mağdur ve Savcı

Kovuşturma sürecinde sanık, mağdur ve savcı; ceza yargılamasının adil, dengeli ve hukuka uygun şekilde yürütülmesini sağlayan temel aktörlerdir. Bu aşamada artık soruşturma tamamlanmış, iddia mahkeme önüne taşınmış ve ceza davası esas bakımından görülmeye başlanmıştır. Kovuşturma süreci, tarafların rol ve yetkilerinin daha belirgin hâle geldiği, iddia ve savunmanın açık duruşmada karşı karşıya geldiği yargılama evresidir.

Kovuşturma sürecinde sanık, hakkında ceza davası açılmış ve suç isnadı mahkeme tarafından değerlendirilen kişidir. Sanık, masumiyet karinesi gereği suçluluğu kesin hükümle sabit oluncaya kadar masum kabul edilir. Bu süreçte sanığın savunma hakkı, ceza muhakemesinin merkezinde yer alır. Sanık; duruşmalara katılma, susma hakkını kullanma, delil sunma, tanık dinletme ve müdafi yardımından yararlanma gibi temel haklara sahiptir. Ayrıca sanık, savcının mütalaasına karşı beyanda bulunma ve son sözünü söyleme hakkına sahiptir.

Kovuşturma sürecinde mağdur, suçtan doğrudan zarar gören ve ceza davasında hakları bulunan taraftır. Mağdur, kovuşturma aşamasında katılan sıfatını kazanarak yargılamaya aktif şekilde dâhil olabilir. Bu durumda mağdur; delil sunma, tanık dinletme ve duruşmalarda görüş bildirme haklarına sahip olur. Özellikle mağdurun kişisel haklarını ve menfaatlerini ilgilendiren suçlarda, kovuşturma süreci mağdur açısından adalet beklentisinin karşılandığı en önemli aşamayı oluşturur.

Cumhuriyet savcısı, kovuşturma sürecinde kamu adına iddia makamı olarak görev yapar. Savcı, iddianamede ileri sürdüğü suçlamaları duruşmada delilleriyle birlikte ispat etmeye çalışır. Ancak savcının görevi yalnızca sanığın cezalandırılmasını talep etmek değildir; aynı zamanda maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamakla da yükümlüdür. Bu nedenle savcı, sanığın lehine olan delilleri de mahkemenin dikkatine sunmak zorundadır. Kovuşturma sürecinde savcının sunduğu mütalaa, mahkemenin hüküm aşamasında dikkate aldığı önemli unsurlardan biridir.

Kovuşturma sürecinde sanık, mağdur ve savcı arasında kurulan bu hukuki denge, ceza adalet sisteminin temelini oluşturur. Tarafların hak ve yetkilerinin doğru şekilde kullanılması, hem maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını hem de adil bir yargılama yapılmasını sağlar. Bu nedenle kovuşturma süreci, ceza muhakemesinin en kritik ve belirleyici evrelerinden biri olarak kabul edilir.

Ceza Kovuşturması Nasıl Sona Erer?

Ceza kovuşturması, mahkemenin hüküm vermesiyle sona erer. Hüküm, kovuşturma sürecinde toplanan delillerin değerlendirilmesi, savcının mütalaası ve sanık savunması dikkate alınarak kurulur. Mahkemenin verdiği karar, ceza davasının esasını çözüme kavuşturur; ancak çoğu durumda yargılama bu aşamada kesinleşmez. Hükmün hukuka uygunluğu, kanun yolları aracılığıyla bir üst yargı merciinin denetimine açılabilir.

Ceza kovuşturmasının sonunda mahkeme tarafından verilen hüküm; beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya güvenlik tedbirine hükmedilmesi şeklinde olabilir. Mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde cezanın türü ve miktarı belirlenir; beraat hâlinde ise sanık hakkında ceza sorumluluğu bulunmadığı tespit edilir. Hüküm, duruşmada açıklanabileceği gibi bazı durumlarda gerekçeli karar daha sonra yazılmak üzere tefhim edilebilir.

Kovuşturma sürecinin hükümle sona ermesinden sonra taraflar açısından kanun yolları gündeme gelir. Ceza muhakemesinde temel kural, ilk derece mahkemesi kararlarının istinaf incelemesine tabi olmasıdır. İstinaf, bölge adliye mahkemeleri tarafından yapılan ve hem maddi vakıa hem de hukuki değerlendirme yönünden denetim içeren bir kanun yoludur. Sanık, mağdur veya Cumhuriyet savcısı, hükmün hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa istinaf yoluna başvurabilir.

İstinaf incelemesi sonucunda bölge adliye mahkemesi; ilk derece mahkemesi kararını kaldırabilir, düzelterek yeniden hüküm kurabilir veya kararı hukuka uygun bularak onayabilir. İstinaf, ceza kovuşturmasının ikinci derecede yeniden ele alındığı ve hataların giderilmesinin amaçlandığı önemli bir denetim mekanizmasıdır.

Bazı ceza davalarında ise Yargıtay temyizi gündeme gelir. Temyiz, bölge adliye mahkemesi kararlarının hukuki denetimini yapan olağan kanun yoludur. Kural olarak her ceza davası temyize açık değildir. Kanunda belirlenen ceza miktarının üstünde kalan mahkûmiyetler, ağır ceza kapsamındaki suçlar ve bazı özel suç tipleri bakımından Yargıtay incelemesi yapılır. Daha hafif yaptırımlar içeren ve kanunda temyize kapalı olduğu belirtilen kararlar ise istinaf aşamasında kesinleşir.

Uygulamada genel ayrım şu şekilde ortaya çıkar:

  • Daha hafif nitelikteki suçlarda ve belirli ceza sınırlarının altında kalan mahkûmiyetlerde karar, istinaf incelemesiyle kesinleşir.
  • Cezanın üst sınırı itibarıyla ağır sonuçlar doğuran davalarda ve kanunda açıkça temyize tabi olduğu belirtilen hâllerde ise dosya Yargıtay denetimine taşınır

Yargıtay, temyiz incelemesinde maddi olaydan ziyade hukuka uygunluk denetimi yapar. Usul hataları, yanlış kanun uygulamaları veya gerekçesiz kararlar, bozma sebebi olabilir. Yargıtay’ın bozma kararı vermesi hâlinde dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.

Ceza kovuşturması aşamasında delillerin tartışılması, savunmanın kurulması ve kanun yollarının doğru kullanılması, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren Ankara ceza avukatı desteği alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.